• BIST 100 91.734 0,72% 659,95
  • DOLAR 5,3369 -0,10% -0,0052
  • EURO 6,0855 0,17% 0,0105
  • ALTIN 213,99 -0,27% -0,57
  • PETROL 56,4800 0,39% 0,2200
  • BONO 20,9500 -1,32% -0,2800
Borsa verileri yükleniyor...

Beta ve Sistematik Risk

Beta mı? Bir Yunan harfinin bu tartışmada işi ne? Kuşkusuz bu fikir bir broker’dan çıkmamıştı. “Herhangi bir hisse senedinin (veya portföyün) toplam riskini, getirilerin toplam değişkenliği (varyans veya standart sapma) olarak akla yatkın biçimde tanımlayabiliriz” diyen bir broker düşünebilir misiniz? Ama biz eğitmenler, bu tür şeyleri sıkça söyleriz. Toplam risk veya değişkenliğin, hisse senedinin sistematik riski olarak tanımlanabileceğinden ve bunun genel olarak hisse senedi fiyatlarının temel değişkenliğinden kaynaklandığından ve de tüm hisse senetlerinin, en azından bir dereceye kadar, genel piyasaya koşut ilerleme eğilimi gösterdiğinden söz ederiz. 


Piyasa riski olarak da adlandırılan sistematik risk, bireysel hisse senetlerinin (ya da portföylerin) genel piyasa dalgalanmalarına olan tepkisiyle ilgilidir. Bazı hisse senetleri piyasadaki oynamalara çok duyarlı bir eğilim içindedir. Diğerleri ise daha tutarlıdır. Piyasa hareketlerine olan bu göreli değişkenlik ve duyarlılık, geçmiş kayıtlara bağlı olarak, Yunan harfi beta ile tahmin edilebilir ve sizce de bilinebilir.


Artık, beta ile ilgili hep bilmek istediğiniz ama sormaktan korktuğunuz her şeyi öğrenmek üzeresiniz. Beta, aslında, sistematik riskin sayısal bir tanımıdır. Matematiksel yaklaşımlara karşın, beta ölçüsünün ardındaki ana düşünce, para yöneticilerinin yıllardır besledikleri öznel duygularını karşılayacak kesin sayılar verilmesidir. Beta hesaplaması, özünde, bireysel bir hisse senedinin (veya portföy) hareketleri ile piyasanın bir bütün olarak hareketleri arasında yapılan bir karşılaştırmadır.
Hesaplama, beta Tin, S&P 500 gibi bir piyasa endeksine uygulanmasıyla başlar. Hisse senedinin 2 betası varsa, ortalama piyasa kadar iki kez salınacaktır. Piyasa yüzde 10 artarsa, hisse senedi yüzde 20 artış eğilimi gösterir. Bir hisse senedinin 0.5 betası varsa, piyasadan daha tutarlı olma eğilimindedir (piyasa yüzde 10 iner ya da çıkarsa, o da yüzde 5 inip çıkacaktır). Profesyoneller yüksek betaya sahip hisse senetlerini genellikle saldırgan yatırımlar olarak adlandırırlar, düşük betaya sahip hisse senetlerini ise defansif olarak nitelendirirler.


Bu aşamada, sistematik riskin çeşitleme ile ortadan kaldırılamayacağını bilmek önemlidir. Bunun nedeni, kesinlikle, tüm hisse senetlerinin aşağı yukarı bir diğerinin ardı sıra hareket etmesidir (değişkenliklerinin büyük bir bölümü sistematiktir). Çeşitlendirilmiş portföyler bile risklidir. Aslında, Tüm Borsa Endeksi’nden (betası 1 olduğu düşünülen), bir hisse satın alarak çeşitlilik yaratırsanız, piyasa bir bütün olarak dalgalandığından, yine oldukça değişken (riskli) getiriler elde edeceksiniz demektir.
Sistematik olmayan risk, münferit bir şirkete özgü faktörler sonucunda hisse senedi fiyatlarında (ve bu nedenle getirilerde) meydana gelen değişkenliktir. Önemli bir sözleşme yapılması, şirket arsasında yeni maden kaynaklarının bulunması, çalışma koşullarıyla ilgili güçlükler, muhasebe yolsuzluğu, şirket mali direktörünün şirketin hesaplarından zimmetine para geçirdiğinin ortaya çıkması gibi olgular bir hisse senedi fiyatının piyasadan bağımsız oynamasına neden olabilir. Çeşitleme işte bu tür değişkenliklerle bağlantılı riskleri azaltabilir. Portföy teorisinin tüm kaygısı, hisse senetlerinin her zaman birbiri ardına hareket etmemesi durumunda, herhangi bir hisse senedinden gelecek getirilerdeki değişmelerin, başka hisse senetlerinden gelen getirilerdeki değişmelerle yok edileceği ya da yumuşatılacağıdır.
Sayfa 229’dakine çok benzeyen aşağıdaki grafik, çeşitleme ile toplam risk arasındaki önemli ilişkiyi gösteriyor.

Portföyümüz için ortalamada piyasadaki kadar değişkenlik eğiliminde olan hisse senetlerini rastgele seçtiğimizi varsayalım (hisse senetlerinin ortalama betaları her zaman l’e eşit olacaktır). Grafik, hisse senedi ekledikçe, portföyün toplam riskinin, özellikle başlangıçta düştüğünü gösteriyor.
Portföyümüz için otuz hisse senedi seçtiğimizde, sistematik olmayan risk büyük çapta kaldırılmış olur ve ek çeşitleme çok az risk indirimi sağlar. Portföyde altmış iyi çeşitlendirilmiş hisse senedi bulunduğu zaman, sistematik olmayan risk hayli büyük çapta kaldırılır ve portföyümüz (beta 1 ile) piyasa ile gerçekten uyumlu olarak inip çıkma eğilimi gösterir. Aynı deneyi, kuşkusuz, ortalama betası 1 1/2 olan hisse senetleriyle de yapabiliriz. Çeşitliliğin sistematik olmayan riski yine hızla azalttığını, ancak geri kalan riskin daha büyük olduğunu anlarız. Ortalama betası 11/2 olan altmış veya daha fazla hisse barındıran bir portföy piyasadan yüzde 50 daha değişken olacaktır.
Şimdi sıra tartışmanın can alıcı aşamasına geliyor. Gerek finans kuramcıları, gerekse uygulamacılar, yatırımcıların, daha fazla getiri beklentisi içinde daha fazla risk almaları konusunda aynı görüştedirler. Bu nedenle, yatırımcıların tüm hisse senetlerini ellerinde tutmalarını sağlamak için, daha fazla riskin bulunduğu yerde hisse senedi fiyatlarının daha fazla getiri üretmeleri gerekir. Risk almaktan kaçınan yatırımcılar, kuşkusuz, ekstra risk içeren buna karşılık ekstra ödül beklentisi olmayan hisse senetlerini almayacaklardır. Ancak bireysel hisse senetlerinin içerdiği riskin tamamı, risk almanın karşılığında gelecek primle alakalı değildir. Toplam riskin sistematik olmayan bölümü uygun bir çeşitlemeyle kolayca ortadan kaldırılabilir. Bu bakımdan, yatırımcıların sistematik olmayan risk taşımakla ekstra bir karşılık alacaklarını düşünmenin bir nedeni yoktur. Toplam riskin, bu riski taşıdıkları için yatırımcılara karşılık ödeyeceği tek bölümü sistematik risktir, bu da çeşitlemenin denetiminde olmayan bir risktir. Bu yüzden, sermaye varlıkları fiyatlandırma modeli herhangi bir hisse senedinin (veya portföyün) getirilerinin (dolayısıyla da risk primlerinin), beta ile, yani çeşitlendirilemeyecek sistematik risk ile ilişkili olacağını söyler.