• BIST 100 92.708 1,11% 1.021,60
  • DOLAR 5,3051 -1,45% -0,0781
  • EURO 6,0416 -1,41% -0,0863
  • ALTIN 209,27 -1,07% -2,27
  • PETROL 63,3800 1,36% 0,8500
  • BONO 20,9500 1,21% 0,2500
Borsa verileri yükleniyor...

Sermaye Varlıkları Fiyatlandırma Modeli - SVFM

Risk ve ödülün birbiriyle ilişkili olduğunu belirtmenin yeni bir şey olduğunu söyleyemeyiz. Finans uzmanları yıllardır yatırımcıların daha fazla getiri elde etmek için daha fazla risk almaları gerektiği görüşünde birleşiyorlar. Yeni yatırını teknolojisinin farklı yanı, tanımı ve risk ölçümüdür. Sermaye Varlıkları Fiyatlandırma Modeli’nin ortaya çıkmasından önce, her hisse senedinin getirisinin söz konusu kağıdın özünde bulunan toplam riskle ilişkili olduğuna inanılıyordu. Bir ıisse senedinin getirisinin, o senedin özel performansıyla olan tutartlığı ile değiştiğine, diğer bir deyişle, değişkenlikle veya ürettiği gerilerin standart sapmalarıyla farklılaştığına inanılıyordu. Yeni teori er menkul kıymetin içerdiği toplam riskin diğerleriyle ilişkisiz olduunu söylüyor. Ekstra ödüller söz konusu olduğu sürece, yalnızca sistematik unsur önemli oluyor.


Yukarıdaki görüşün matematiksel olarak kanıtlanması sıkıcı olmakla birlikte, arkasında oldukça basit bir mantık yatıyor. İçinde, her biri altmış hisselik iki ayrı menkul kıymet grubu bulunan bir sandık olduğunu düşünelim (I. Grup ve II. Grup). Her hisse senedinin sistematik riski (beta) 1 olsun; yani iki gruptaki hisse senetleri genel piyasa ile uyumlu olarak inip çıksın. Sonra, hisselere özgü faktörler nedeniyle, I. Grup’taki kağıtların her birinin toplam riskinin, II. Gruptakilerin toplam riskinden daha yüksek olduğunu varsayalım. Örneğin, I. Grup’taki hisse senetlerinin genel piyasa faktörlerinin yanısıra, iklim değişikliklerine, kur farklarına ve doğal felâketlere duyarlı olduğunu düşünelim. Dolayısıyla da I. Grup’taki her hisse senedi çok yüksek özel risk içerecektir. Buna karşılık II. Grup’taki hisse senetlerinin içerdiği özel riskin çok düşük olduğunu varsaydığmızda, her birinin toplam riski de çok düşük olacaktır. Bu durumu bir tabloda şöyle gösterebiliriz:
Sermaye Varlıkları Fiyatlandırma Modeli’nden önce genel kabul olmayan riskin büyük ölçüde kalktığı anlamına gelir: Beklenmeyen bir iklimsel felâket, uygun bir döviz kuruyla dengelenir ve böyle sürer gider. Geriye, yalnızca, portföydeki her hisse senedinin betasıyla verilen sistematik risk kalmaktadır. Bu yüzden, birinci gruptakilerin toplam riski ikinci gruptakilerden yüksek olmakla birlikte, I. Grup hisse senedi portföyü de, II. Grup hisse senedi portföyü de, risk (standart sapma) açısından aynı performansı gösterecektir.


Eski ve yeni görüşler bu noktada birleşiyor. Eski değerleme sistemine göre, I. Grup hisselerin daha riskli olmaları nedeniyle daha çok getiri sağlayacakları düşünülürdü. Sermaye Varlıkları Fiyatlandırma Modeli ise, çeşitlendirilmiş bir portföyde iseler, I. Grup hisse senetlerini bulundurmanın bir riski olmadığını söyler. Aslında, I. Grup’taki hisse senetleri daha çok getiri sağladıysa, bu durumda, tüm mantıklı yatırımcılar bu kağıtları II. Grup’takilere tercih edecekler ve ellerindeki hisse senetlerini I. Grup’tan yüksek getiri alacak biçimde düzenleme yoluna gideceklerdi. Ancak yaptıkları bu işlemler sonucunda, I. Grup’taki hisselerin fiyatlarını yükseltecekler, bir denge (yatırımcıların artık bir hisseden ötekine geçmek istemeyeceği bir ortam) oluşuncaya dek, II. Grup’taki kağıtların fiyatlarını düşüreceklerdir. Bu denge oluştuğunda, her iki portföyün de toplam riske (sistematik olmayan veya özel parçaları içeren) değil, risklerinin sistematik parçasına (beta ya) olan ilişkisi açısından özdeş getirileri olacaktır. Özel riskleri yok etmek için portföylerde hisse senetleri kombine edilebildiğinden, yalnızca çeşitlendirilemeyen veya sistematik risk prim yapacaktır. Yatırımcılara, çeşitlendirilebilen riskler üstlendikleri için para ödenmez. Sermaye Varlıkları Fiyatlandırma Modeli’nin ardındaki ana düşünce budur.
Sermaye Varlıkları Fiyatlandırma Modeli’ni (ekonomistler kısaltmalardan hoşlandığından bundan sonra SVFM olarak söz edeceğiz) şöyle açıklayabiliriz:
Yatırımcıların sistematik risk taşıdıkları için ekstra getiri (risk primi) sağladıklarını düşündüğümüzde, büyük çapta sistematik olmayan risk içeren hisse senetlerinden oluşan çeşitlendirilmiş portföyler, sistematik olmayan riski daha az olan portföylerden daha fazla getiri sağlayacaktır. Yatırımcılar bu daha yüksek getiri şansını kaçırmak istemeyecek, sistematik olmayan büyük riskli hisse senetlerinin fiyatlarını yükseltecek, eşit betalı fakat sistematik olmayan riski düşük hisse senetlerini satacaklardır. Bu işlem, aynı betaya sahip hisse senetlerinin beklenen getirileri eşitleninceye kadar sürecek ve sistematik olmayan risk taşıdığı için hiçbir prim elde edilemeyecektir. Diğer herhangi bir sonuç ise etkin piyasa ile tutarlı olmayacaktır.


Teorinin kilit ilişkisi yan sayfadaki şemada gösterilmiştir. Bireysel bir hisse senedinin (veya portföyün) sistematik riski (betası) arttıkça, yatırımcının umduğu getiri de artar. Bir yatırımcının porföyünün betası sıfır ise, mesela tüm fonunu devlet güvencesinde olan bir bankanın tasarruf bonolarında toplamışsa (bononun getirileri borsadaki dalgalanmalarla değişmediği için, beta sıfır olacaktır), o yatırımcı genellikle risksiz faiz oranı denilen alçakgönüllü bir getiri oranı elde edecektir. Risk arttıkça, getiri de artar. Yatırımcının betası 1 olan bir portföyü varsa'(büyük borsa ortalamalarında olduğu gibi), getirisi, normal hisse senetlerinin genel getirisine eşit olacaktır. Bu getiri, uzun bir süre sonra, risksiz faiz oranını aşmaktadır, fakat bu yatırım risklidir. Belirli dönemlerde, getiri, risksiz orandan çok daha azdır ve önemli kayıplar verir.

Yorumlar

    Bilgi! Bu yazıya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapmak istermisiniz ?

Yorum Yap